5. İzmir Türkçe Günleri Sonuç Bildirgesi 

Dil Bayramımız 74 yaşında. Bu büyük sevinci hepimiz için daha da anlamlı kılan Türkçe Günlerimizin beşinci yılındayız.

Uzun uzun yazılan, ak kâğıtlara inci gibi dizilen satırlarla yüklü mektupların haftalarla anılan yolculuklarından, saniyeler içinde binlerce iletinin aktığı iletişim dünyasına ulaşıverdik. Hem de neredeyse bir kuşağın yaşam süresi kadar kısa bir zaman diliminde…

Elde güçlükle taşınır ürünler birer kibrit kutusuna sığar oldu aynı sürede…

Uzaklılar kısaldı, dünya küçüldü, “bir maniniz yoksa” inceliğini hiçe sayan hoyratlığın egemen olduğu koskoca bir dünya, her gece, her eve “konuk” oldu bir anda. Hızın egemenliği kuşattı insanı…

Bir yanda bilgisunar, bir yanda cep telefonları diyerek kolayca özetleyebildiğimiz bu baş döndürücü “gelişme”; daha sağlıklı iletişim için kapıların sonuna değin açılması bir yana, aralanmasına duyduğumuz özlemi ve insanları birbirine bağlayan sıcaklığı yok etmekte hiç gecikmedi.

Büyük usta Dağlarca’nın sözcükleriyle söylemek uygun düşecektir: “Arı dil/
Anlama eşitliği demektir…” Arı dilde anlaşmak ise yurttaşlık bilinci…

Dünyamızı küreselleşmenin güdülemesiyle sarıp sarmalayan teknoloji, işte o bilinci işporta tezgâhına savurdu ilkin. Çocuk yaşta tertemiz bir dille tanışmayı sağlayan o güzelim pırıltıyı bir yangın yerine döndürdü.

İncelikleri, karşılıklı anlayışı, Yunus’tan kalıt “işi kolay kılma / sevme, sevilme” erdemini kuşaktan kuşağa aktaran; dişimizle, tırnağımızla kazıp çoğalttığımız kültür, temelindeki dilin kire pasa belenmesiyle yaşamımızın “olmasa da olur” süsüne dönüştü.

“Türkçeyle topluca düşündüğümüz” 5. İzmir Türkçe Günleri, artan iletişim olanaklarına karşın, insanımızın layık görüldüğü sert esen iletişimsizlik yeline tanıklığı da birlikte getirdi.

Oysa bilim dilini “hepimizin dili” kılmak hiç de güç değildi. Niteliksiz insanın sıkı sıkıya sarıldığı karma dili “herkesin” yapma istencinin başımıza açtığı anlamsızlıklar da o varsıl dünyalarımızda yeni çöllere neden oldu. 

Bilim insanının Türkçe bilmediği, etkili ve yetkili basın çalışanının “küresel tutum alma” gerekçesiyle dil bayrağını yere serdiği, yazan insanın vurdumduymazlıkla anıldığı bu coğrafyada, birbirini anlayan, dilini yurdu belleyen, özgürlük ve bağımsızlığın değerini iyi bilen gerçek yurtseverlerin tarih sahnesinden uzaklara düşürülmek istendiği bir gerçektir.

Bir iyice bilmekteyiz ki, “Dilin gözü uyanık değilse/ uyanamaz çağlarına okumuşlarımız, yazmışlarımız.”

Ve yürekten inanıyoruz ki, “…Halka açılmalı ardına kadar/ Bilimi hapseden altın kapılar/ Büyük Türk halkının hakkıdır bilgi/ İçtiği su yediği ekmek gibi…”
Türkçeye yönelik saldırılar ulusal kimliğimize yapılmış sayılır. Dilimizi tehdit eden işgal ve yok etme politikalarına duyulan ortak kaygıyı belirtiriz.

5. İzmir Türkçe Günleri Düzenleme Kurulu

Related Images:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın